28 Şubat 2013 Perşembe

HAPŞUUUUUUU-ÇOK YAŞA!!!!

Metroda, otobüste, mağazada hiç tanımadığınız kişi yanınızda hapşırıyor,
Ne yaparsınız?
İçimden ona "Çok Yaşa"demek geçiyor,
Ancak, hiç tanımadığım birine dönüp de, bunu söylemenin  doğru olup olmayacağını düşünüyorum aynı zamanda,
Çoğu kez içimden söylüyorum "Çok Yaşa" diye,
Bazı alışkanlıklarımızdan vazgeçmek zor ne de olsa,
Sanki söylemezsem hapşıran çok yaşayamayacak gibi geliyor niyeyse...

 "Buket Uzuner HANDİYSE'ler GÖTÜRSÜN SENİ!"
Şu anda elimde Buket Uzuner'in Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları SU var,
Kitap gerçekten de güzel ve sürükleyici gidiyor,
Ama benim dikkatimi çeken birşey oldu,
HANDİYSE
Bu nedir?
Kim kullanıyor ki, günlük hayatta, "neredeyse veya hemen hemen" yerine "handiyse" yi,
Neredeyse 2 sayfada bir cümlede handiyse geçiyor,
Bu da beni şaşırttı.

Dün hava 15 dereceydi Ankara'da,
Bugün için yağmurlu 5 derece olacağını söyledi meteroloji,
Sabah evden çıkmadan "üşümekten korktuğumdan" (Sema'nın kulakları çınlasın) kalın giyindim,
Şu anda ise günlük güneşlik bir hava ve hamam gibi kaloriferleri yanan bir ofis var elimde :)
Ben ise sıcaktan bunalarak çalışıyorum,
Akşama karla karışık yağmur yağmazsa küseceğim,
Banane oynamıyorum!!!!

(Bu 3 farklı konuyu birbirinden ayırmak için kenar süsü kullanayım dedim. heh heh heh.Nasıl olmuş?)

26 Şubat 2013 Salı

OKUL GÜNLÜĞÜ-Misafir Kalem İLAY



İlay, benim en genç takipcim,
İpek Ongun'a Açık Mektup  yazıma yaptığı yorumlarla tanıdım onu,
Aşağıda, onun kaleme aldığı  "Okul Günlüğü"  yazısını okuyacaksınız,
Yayınlamaktan mutluluk duydum,
Onun bu yaşta, duygularını bu kadar güzel ifade etmesini çok sevdim,
7.sınıf öğrencisi olan İlay'a hayatta başarılar diliyorum....
Gülüşenler, şakalaşanlar, boğuşanlar. Ne ararsan var bizim sınıfımızda. Bir grup kızlı erkekli kağıt oyunu oynuyor, oğlanlar maç muhabbeti yapıyor, kızlar moda dergilerine bakıyor, ve yine ayrı bir grup sevdiği şarkıcının şarkılarını söylüyor…


Şöyle bir bakıyorum da hepsi ayrı bir telden çalıyor. Hepsinin hobileri, arkadaş grupları, muhabbetleri başka. Ama hepimiz birbirimizle bir dayanışma içerisindeyiz. Bir olay olduğunda hepimiz birbirimizin arkasında duruyor, beraber mücadele ediyoruz… Bu sene mezun olacağız. Kimimiz çok iyi liseleri kazanacak, kimimiz istediğimiz liseyi 2-3 puanla kaçıracak, kimimiz ise yalnızca zorunlu olduğu için  okuyup hemen meslek sahibi olacak. Erkeği kızı hepsi benim için çok değerli. Tabii herkes gibi benim de beraber olmaktan daha fazla hoşlandığım ayrı bir grubum var, ama geçmişte bazılarıyla kötü anılarımız da olsa hiç birinin üzülmesini istemem. Bakıyorum da arkadaşlarımın hepsi bana gülümsüyor umarım yüzlerindeki bu tebessüm hiç eksik olmaz. Hayat onların karşısına daima iyi insanlar çıkarır…


Dünün küçük adamları şimdinin genç adamları. Dünün küçük kızları ise şimdinin genç kızları. Dün birbirlerinin ellerinden tutan bu arkadaşlar bugün yine el eleler, değişen tek bir şey var o da dünün küçükleri bugünün gençleri. Evet işte böyle, zaman hızla geçiyor azizim…


Bazıları aramıza yeni katıldı ama bir çoğumuz 1. sınıftan beri beraberiz. Umarım ileride birbirimizden ayrılsak bile gönül bağlarımız hiç kopmaz. 1. sınıfın ilk günü, tüm o minik gözlerde bir korku var. Bazısı annesinin paçasına sarılmış, bazısı bir köşede gözleri dolu dolu yalnız başına oturuyor, bazısı ise sınıfa girmemek için kapıyı tekmeliyor. Hiç birimiz, yeni birçok arkadaş, hiç tanımadıkları bir adam veya kadınla tüm bir gününü nasıl geçireceğini bilmiyor. Bu yüzden de korkuyoruz. Aradan 1 ay geçiyor. Bu sefer hepimiz birbirimize öyle bir alışıyoruz ki okuldan ayrılmak istemiyoruz. Ve aradan yıllar yıllar geçiyor. Bu küçük arkadaşlar hem birbirlerine kardeş, hem anne hem baba oluyor. Birimizin yarasına hep beraber örtüyor, beraber gülüyor, beraber ağlıyoruz…  

Şimdi ise her birimiz büyüdük artık kendimizi tanıyor, seçimlerimizi kendimiz yapıyoruz…

Yıllardır beraberiz. Her şeyi beraber öğrendik. Okumayı,yazmayı,kendimizi ifade etmeyi, dayanışmayı, birliği, beraberliği, birbirimize yardımcı olmayı. Yeri geldiğinde ailemizle paylaşmadıklarımızı birbirimizle paylaştık. Kısaca birbirimize destek oluyor bu zorlu yolda düşe kalka beraber ilerliyoruz ! 


Beraber büyüdük işte bu çok muhteşem bir duygu ve şimdi ayrılık vakti geldi 8 yıllık bir beraberlikten sonra ayrılmak çok acı geliyor her birimize. Diyecek bir şey yok son söz Allah herkes için en hayırlısını nasip etsin.

22 Şubat 2013 Cuma

SUNAY AKIN RÖPORTAJI


HER YÖNÜYLE TRABZON ETKİNLİKLERİ-7
 21.02.2013/AKM/ANKARA
SUNAY AKIN SÖYLEŞİ
HÜRRİYET
KARADENİZ İNSANI GÜLÜMSEYEN DÜŞÜNCEDİR
Her yıl katılıyorsunuz bu etkinliğe. Sizinle aynı dili konuşan Trabzonlu hemşerilerinizle birlikte olmak sizin için nasıl bir duygu? Onların gözlerinden belli, sizi ne kadar çok sevdikleri.
Ben doğduğum kent Trabzon’a gittiğimde göremediğim güzellikleri duyarlılığı burada buluyorum. Çünkü Trabzon benim 1960’lı yıllarda hayatımın ilk 10 yılını yaşadığım kent değil. Hatıralarım kalmadı orada çünkü hatıralarımı yıktılar. Her şey değişti. Bu yüzden buraya geldiğimde, sanki eski aile fotoğraf albümünü karıştırıyor gibi hissediyorum kendimi. Biraz gurbette olmanın getirdiği bir duyarlılık var bu buluşmada. Çünkü burası Ankara ve insanlar gurbette Trabzon’dan uzak. Dolayısıyla hatıralarındaki, yani o yaşamış olduğu o güzel doğasıyla, mimarisiyle eski Trabzon’u birazcık yaşatıyorlar kurguluyorlar aslında. Ben yaşamak istediğim, görmek istediğim Trabzon’u burada buluyorum. Trabzon’a gittiğimde hayal kırıklığına uğruyorum, güzelliğini yaşayamıyorum maalesef.

Hafızanızı her daim taze tutmak için uyguladığınız özel bir formülünüz var mı?

Hayır. Trabzonluyum ya daha ne olsun! Trabzonlu insanlar gerçekten çok zeki insanlardır. Çok çok yaratıcıdır Trabzon insanı. Daha doğrusu Karadeniz insanının yaratıcılığının, Anadolu arenasında daha bir farklılığı vardır. Daha ironiktir, gülümseyen düşüncedir, daha özgündür. Farklılığı vardır Karadeniz duyarlılığının. Buna borçluyum ben de bütün yazdıklarımı.
Fotoğraflar: Mahir Erdem

OCAĞIN ALTINI DEVAMLI AÇIK TUTUYORUM
Kendinizi daima güncel tutuyor ve her gösterinizde farklı, yeni şeyler anlatıyorsunuz. Bir bakıma sürekli kendinizi formatlıyorsunuz. Bunu nasıl başarıyorsunuz, nelerden besleniyorsunuz?
Çünkü benim hayatımın en güzel günleri müzelerde, kütüphanelerde geçti. Sürekli olarak müze geziyorum, kütüphanelerde araştırma, çalışma yapıyorum. Devamlı ocağın altını açık tutuyorum. Yani devamlı kendi araştırmalarımı sürdürüyorum. Bu iştahım hiç kaybolmuyor. Ondan kaynaklanıyor.
Sunay Akın’ın herhangi bir etkinliğe katılmadığı bir günü nasıl geçiyor?
Yani, böyle bir şey olamıyor. Çok sorumluluk yüklenince, artık yaşadığınız hayat size ait olmuyor. Bir yandan gösteriler öte yandan, kitaplar, araştırmalar, televizyon programları, keza müzeler, bütün bunları topladığınız zaman geriye pek bir şey kalmıyor. Ama benim özelim ve tüzelim aynı aslında, orada da özelimi yaşıyorum ben. Kitaplarda da gösterilerde de. Ben, öyle iş sahibi, meslek sahibi bir insan değilim. İşe gitmek diye bir şeyim yok. Benim 24 saat özelimdir 24 saat işimdir.
ÇOCUKLARIMIZ KİTAP OKUYARAK KOBAY OLMAKTAN ÇIKARLAR
Gençlere ve çocuklara çok okumalarını tavsiye ediyorsunuz ancak, bilgisayar ve internet tüm zamanlarını ele geçirmiş durumda. Bu gençlere ne söylemek istersiniz?
Labirentin ortasına peyniri koyarsınız. Fareyi bırakırsınız fare peynirin kokusunu alı,r onu bulmak için labirentin koridorlarında yürür. Sonra da fare peyniri bulur ve sevinir.  Oysa fare hiçbir şey bulmadı. Peyniri oraya ben koymuşumdur. Ve peynire giden bir tek yol var. İşte internet oyunları ne yazık ki böyle. Tabi bilgi amaçlı interneti kullanmak çok doğru bir şey. Her ne kadar orada bilgi kirliliği varsa da, zamanla bunun giderileceğini düşünüyorum.  Niçin kullandığınız çok önemlidir. Teknolojiye karşı çıkmak da doğru değil. Önemli olan onu doğru kullanmak. Fakat günümüzde çocukların ve gençlerin çoğunlukla doğru kullanmadıklarını görüyoruz. Bu yüzden kobay olmaktan öteye gidemiyorlar ne yazık ki.

Çocuklarımızı kitap okumaya teşvik etmek için biz anne baba olarak ne yapmalıyız?
Çok kolay, eğer anne baba kitap okuyorsa çocuk da kitap okur. Sizi evde karşılıklı kitap okurken görmesi lazım. Başka bir şey yapmanız gerekmiyor.
Sizi sahnede izleme şansına sahip olmayan sevenleriniz için televizyondaki programınızdan bahsedebilir misiniz? Yeni televizyon projeleriniz var mı?
SKY Türk 360 ‘da “Hayat Deyince” adlı programı yapıyorum. Başka program yapmayı düşünmüyorum, çok izleniyor ve gayet iyi gidiyor. Zamanım yok başka bir program yapmaya zaten.



"Trabzon Vakfı Kadın Platformu" Standında uzun bir sıra vardı gittiğimde. Çoğunlukla kadınların oluşturduğu kalabalık bir topluluk, Sunay Akın'a kitaplarını imzalatmak ve fotoğraf çektirmek için heyecanla bekliyorlardı. Kadın Platformunun Başkanı Yüksel Hanım, Sunay Akının kuzeni Sermin Hanım ve kırmızılar içerisinde tüm enerjisi ile Dilay Hanım standa gelenleri ağırlıyorlardı. Ben de sıramı bekledim ve kitabımı imzalattım. Hafızasına hayran olduğum Sunay Akın yine beni şaşırttı. "ooo hoşgeldiniz, tabi hatırladım, biz sizinle sosyal ağlarda da arkadaşız demez mi" Tabi çok mutlu oldum. Gösterisi öncesi fırsat yaratıp benimle yukarıda okuduğunuz kısa söyleşiyi gerçekleştirdi. Kendisine ve tüm Trabzon Vakfı Kadın Platformu'nun değerli kadınlarına teşekkür ediyorum.

19 Şubat 2013 Salı

EYMİR FOTOĞRAF ÇEKİMİ


 
Haftasonu Eymir'deydik Fotoğrafçılık Klübündeki arkadaşlarımızla birlikte
Doğa harikaydı,
Ankara'nın ayazı vardı sabah 8:30'dan öğleden sonra 3'e kadar kalabildik biz,
Ekip güneşi batırana kadar orada kalmayı planlıyordu biz ayrılırken,
Tek kelimeyle şahane bir foto-gezi oldu,
Çok yorulsak da değdi,
Tüm gölü tur attık ve yüzlerce fotoğraf çektik
Bu karelerden daha bir sürü var,
Daha da çok olurdu da, pilim bitti :)))
Benim ve makinamın pili aynı anda bitti !
Aşağıda "Bize Her Yer Trabzon" pozu veriyoruz,
Hocamız da yukarıda görüldüğü üzere ekibin biraraya toplanması için talimat veriyor,
Fotoğraf çekenleri fotoğraflamak çok eğlenceli,
Bence manzara, insanla güzel,
Sanatsal şiir gibi manzara fotoğrafları çeken arkadaşlarımız var tabi,
Ama daha farklı gözle çekilen fotoğrafları ben daha çok seviyorum,



 En iyi kareyi yakalamaya uğraşanları da ben yakaladım,
Zevkliydi,
Arkadaşlarla daha fazla kaynaştık,
Rutin hayatımızdan kopup, farklı bir etkinlikte bir arada olmak, birkaç saat olsun hayat telaşesini unutmak ruhumuza iyi geliyor,
Farklı insanlar tanımaya,
Onlarla sohbet etmeye bayılıyorum,
Bence her insan farklı bir hikaye,

Acıkınca da göl kenarında balık ekmek yedik,
Onun tadı hiçbir şeyde yoktu,
O kadar yorgunluğun üzerine ne olsa o kadar lezzetli gelirdi sanırım,




Bu kuçu kuçu arkadaşlar pek pas vermediler,
Zor da olsa çekmeye çalıştım,
Kedi olsa hemen poz verir,
Bunların umrunda değildi fotoğraf çektirmek !

16 Şubat 2013 Cumartesi

SİS FOTOĞRAFIM :AYIN FOTOĞRAFI SEÇİLDİ

Bu kadınlardan korkulur mirim!!!
Aklına koymaya görsün, ne yapar eder başarır,
Ayaşta siste, soğukta tüm gün fotoğraf çekeceğim diye uğraştım,
Sağolsun tüm desteği ile Mahocum da yanımdaydı,
Tabi neden hırs yaptın o kadar derseniz,
Mahocumun ayın fotoğrafı yazısı için bir TIK
Bugün, Trabzon Fotoğrafçılık Klübünde derste hocamız Ayın Fotoğrafını seçeceğiz dedi,
Yaklaşık 60 fotoğraf vardı  sanırım,
El kaldırarak oylama yaptık ve her fotoğrafı değerlendirdik,
Sonuç aşağıda buyurun ;
 Birinci: Ayaş'ta Sis Fotoğrafı oldu

 İkinci:Alpaslan Beyin pencere fotoğrafı
  Üçüncü ise; bu makro çekim sarı çiçek ve kelebekli fotoğraf
Sahneye çıktığımda eşimin birinciliği sonrası hırs yaptığımı,
Mahocuma bir hafta sonu "fotoğraf çekmem lazım, beni bir yerlere götür lütfen"diyerek,
soluğu Ayaş'ta aldığımızı söyledim,
Tabi herkes güldü,
Sis ve soğuk karşısında biraz zorlansak da bu sonuç bana;" azmeden derviş muradına ermiş" sözünün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha kanıtladı.

 Oyları ile beni destekleyen herkese teşekkürler....

14 Şubat 2013 Perşembe

BİR MİLYAR KADININ DANSINA KATILDIM


Bu öğlen her zamanki gibi Kızılaydaydık Sibelle,
Yüksel Caddesi-Karanfil sokaktaki eylemin içinde bulduk kendimizi bir anda,
Harikaydı dans ederek eylem yapmak,
Her öğlen dans etsek dedik :))
 Tabi biliyorsunuz bu dansın anlamı büyük aslında,
Kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddete, tecavüzlere, enseste, sünnete ve seks köleliğine dikkat çekmek için dans edildi.
 Umarım bir etkisi olur,
Çorbada bizim de bir tuzumuz olduysa ne mutlu!!!
 Kadınlar olmasa bu dünya çok renksiz olurdu,
Akıllı erkek, kadını hoş tutar ki, hayatı huzurlu olsun,
Sevilen ve saygı duyan her kadın,
Kendine verilen bu değerin kat be kat üstünde karşılığını içtenlikle verir,
Kadını döversen , her türlü hakareti edersen,
Kadın da mutsuz olur sen de,
Hayatı zehire çevirmek neden?
Aşkla, sevgiyle yaklaşan kazanır...
HER GÜNÜNÜZ SEVGİ DOLU OLSUN