20 Eylül 2016 Salı

Eylül'de Tatil

 Bu yıl malumunuz darbe kalkişma derken tatilleri yarıda kesip cepheye döndük
O nedenle de bayram tatlinden sonra 1 hafta daha izin alıp dinlenelim bari dedik
 Benim için tatil; denizde yüzmek,  guneslenirken kitap okumak, hayatı rolantiye alıp yavaşlamak
Şehrin karmasasindan uzakta yaşamak
Sadelesmek, makyaj yapmamak
Topuklu ayakkabı giymemek
Doğanın tadını çıkarmak

Zeytin ağaçlarının güzelliğiyle kendinden geçmek
Toprağın ve denizin kokusunu içime çekmek
Sevdiklerimle başbaşa daha fazla vakit geçirmek
Gönlümde uyumak yürümek yemek😊
Fotoğraf çekmek
Tatilin herkes İçin anlamı farklı olabilir
İlk aklıma gelenleri siraladim
Gezip yeni yerler görüp yeni insanlarla tanışmak da hoşuma gidenlerden tabi....
Hayatin tadını çıkararak yaşamak ve her fırsatta şükretmek lazım değil mi ama

12 Eylül 2016 Pazartesi

ÜNYE’DE YAŞADIĞIM BAYRAMLARDA UNUTAMADIKLARIM

Ünye’de bir başkadır bayramlar. Günler öncesinden hazırlıklar başlar. Ünye lokumu yapılır, ayranın yanında sunulmak için. Su börekleri, tatlılar açılır özenle. Anneler bir tatlı telaş içerisinde evini ocağını tertemiz yapmak için koşturur. Çocuklarla bayram alışverişine çıkılır, yeni bir ayakkabı, yeni bir elbise alınır. İlk kez bayram sabahı giyecek olmanın heyecanını yaşar çocuklar bayram kıyafetlerini. Arife Günü kabristanlar ziyaret edilir bu dünyadan göçüp gidenlere bir Fatiha okunur.

Bayram sabahı ev ahalisi tan ağarmadan kalkar. Gecenin siyahında gözlerini ovuşturarak uykusunu açmaya çalışan çocuklar, Bayram namazına gidecek olmanın heyecanı içinde. Evdeki büyükler yeniden bir bayram sabahı yaşamanın şükründe. Evde anne Bayram kahvaltısı hazırlığında, özenilmiş bir sofra hazırlamanın gururu ile bekler eve gelecekleri. Herkes neşeli, herkes mutludur. Çocuklar el öpmeye gittiklerinde kimin kaç lira harçlık vereceğinin hesabı içindedir. Büyükler ise, Bayram vesilesi ile eşi dostu ziyaretinin, dost sohbetlerinin tadını düşünerek keyiflenir.
Çocuklar Ünye’de sahile çıkmak için büyüklerini ikna etmeye çalışır. Pamuk şekeri satan amca kesin sahildedir. Belki de rengarenk macun tezgah ile köprüde (iskelede) bekliyordur. Biraz yalvardığında iskele girişinde bekleyen mısırcılardan mısır, baloncudan da balon alıp, yiyerek taa uca kadar yürüyebilir. Bayramlıklarını kirletmemek koşulu ile parktaki salıncakta sallanıp kaydırakta kaymak için izin koparabilmenin hesabını yapar belki de.
Ben çocukken iskelenin en sonunda demir parmaklıkların olmadığı yerde dalgalar iskeleyi sallar gibi gelirdi. Korkardım denize düşmekten ve yanımdakinin elini tutardım sıkı sıkı. Çocuk korkuları kalmıyor büyüdükçe. En uçtaki banka oturup fotoğraf çektiriyorum artık Ünye’nin muhteşem deniz ve sahil manzarası arkama alarak. İskeleden denize takla atarak atlayan gençleri, istavrit yakalamak için olta atan balık tutkunlarını izleyerek deniz kokusunu içime çekiyorum.
HERKESE MUTLU BAYRAMLAR DİLİYORUM
ALLAH TEKRARINA ERDİRSİN SAĞLIKLA, HUZURLA

11 Eylül 2016 Pazar

Pratik Damla Çikolatalı Kurabiye Tarifi

Baştan söyleyeyim,
Tadı çok harikaydı,
Ancak fazla kuru oldu, ununu tam tarifteki kadar koymalı ve fazla fırında tutmamalıymış,
Benim ilk denememdi,
O nedenle bunlara dikkat etmedim,
Biraz sert oldu,


















Malzemeleri;
1 yumurta
100 gr tereyağ (oda sıcaklığında)
yarım su bardağı esmer şeker
yarım su bardağı beyaz şeker
(tarif böyle ancak bende esmer şeker yoktu, hepsini beyaz şekerden yaptım)
yaklaşık 2 su bardağı un
yarım bardak çekilmiş fındık veya ceviz
1 paket vanilin
Yarım paket kabartma tozu
yarım su bardağı damla çikolata
Mikser kullanmadan, yumurta ve şekerleri çırpıyoruz.  Tereyağını oda sıcaklığına getirip ilave ediyoruz. Unu yavaş yavaş ekliyoruz yoğuruyoruz ve fındık içi ve damla çikolataları ilave ediyoruz.  Elinizle ceviz büyüklüğünde şekil veriyoruz ve üzerine hafif bastırıyoruz. Yağlı kağıt serili tepside 170 derecede pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.
 Bayram atıştırması olarak yapabilirsiniz,
Afiyet Olsun
KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

9 Eylül 2016 Cuma

KOLAY ÇİLEKLİ KEK TARİFİ

İlk kez denediğim Çilekli Kek,

Tadan herkesten tam not aldı,

Ben de bu pratik ve lezzetli kek tarifini paylaşmak istedim,
Malzemesi;
 2 adet oda sıcaklığında yumurta
 100 gram oda sıcaklığında yumuşamış tereyağ 
  1 su bardağından 1 parmak eksik pudra şekeri
  1,5 su bardağı un
 1 paket kabartma tozu
  1 paket vanilya
10-12 adet çilek
Üzeri için; Pudra şekeri
 Yumuşayan tereyağ  pudra şekeri ile  krema kıvamına ulaşıncaya kadar çırpılıyor
 Yumurta ekleniyor  2 – 3 dakika daha çırpılıyor vanilya, kabartma tozu ve un da ilave ediliyor kıvamlı bir hamur elde ediliyor yağlanıp unlanmış kek kalıbına döküyoruz. Üzerine çilekleri ortadan kesip yarım yarım sıralıyoruz. 180 derecelik fırında kabarana kadar pişiriliyor, daha sonra fırının ısısı 160 dereceye düşürülerek üzeri kızarana kadar pişiriliyor.
(İnstagram adresim:mavianne)
İnstagrama gece 11'de çilekli kekin fotoğrafını koyduğumda,
İçimdeki açşı uyandı diye yazdım,
Bana kek poğaça, kurabiye yapmak terapi gibi adeta,
Mutfakta onlarla meşgulken çok mutlu oluyorum,
Ruhen dinlendiriyor beni,
Bıraksanız sabaha kadar uğraşabilirim :))
Umarım bu tarif sizin de hoşunuza gider,
Denerseniz yorumlarınızı duymak isterim,
Afiyet Olsun

4 Eylül 2016 Pazar

HAYATA VİZÖRDEN BAKMAYI SEVİYORUM-FOTOĞRAFÇI ŞEREF AKÇAY RÖPORTAJI

ÜNYE'DEN ULUSLARARASI YARIŞMALARA KATILAN BİR FOTOĞRAFÇI: ŞEREF AKÇAY

Karadeniz’in İncisi Ünye birçok sanatçı, bilim adamı, siyasetçi ve iş adamı yetiştirmiştir. Onlardan biri de başarıları ile adından sıkça  bahsedilen  Ünyeli fotoğrafçı Şeref Akçay.       

O, on yılı aşkın süredir profesyonel fotoğrafçılık yapıyor. Şimdiye kadar birçok ulusal ve uluslararası yarışmaya katılıp 100’ün üzerinde fotoğrafı ile ödüle layık görüldü.

Bu ismi aklınıza kaydedin çok sık duyacağız  ileride. Belki de bir filmde görüntü  yönetmeni ve dünyaca ünlü bir fotoğrafçı olarak. Sizlere Şeref Akçay’ı tanıtmak istiyorum.
 
HAYATA VİZÖRDEN BAKMAYA BAŞLADIM

Meslek olarak fotoğrafçılığı seçmenizin özel bir nedeni var mı, nasıl başladınız fotoğrafçılığa? Nasıl bir çocukluktu sizinki, kendinize ait ilk fotoğraf makinasını ne zaman elinize aldınız?
Aslında meslek  tercihlerimin arasında  bile  değildi . Ancak hayatın size  neyi getireceğini bilmiyorsunuz. Hediye  aldığım  bir fotoğraf makinası ile  vizörden bakmaya  başladım hayata. Kendi halimde deneme-yanılma sürecim oldu. Sonrasında ünlü sanatçıların çektiği fotoğraflar beni cezbetmeye başladı. Artık rotam yavaş yavaş belirmeye başlamıştı.  Çok yaramaz  ve her gün  bir komşudan  şikayet  gelen  bir çocuktum. Afacan diyemeyiz benim gibisine. Yerinde durmayan, bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjim vardı , gerçi hala  öyle ya...
ÜNYE’NİN DOĞAL GÜZELLİĞİ DİKKAT ÇEKİCİ
Ünye’nin doğal güzelliğini fotoğraflarınızın fonu olarak kullanıyor musunuz?
Elbette; beni fotoğrafa bağlayan en önemli şeylerden biri de budur. Ünye'nin güzellikleri benim dikkatimi çektiği gibi  tüm görsel takipçilerin de dikkatini çekti ve  onları da etkiledi.
2014 Özel Medi-Tech Hastanesi' nin Düzenlediği Fotoğraf Yarışmasından Sergileme Ödülü
YEREL YAŞAMI FOTOĞRAFLAMAYI SEVİYORUM
Fotoğrafçılığın hangi türü daha çok cezbediyor sizi? (Doğa fotoğrafçılığı, portre, belgesel….) 
Fotoğraf  kendi içinde onlarca  alana  ayrılıyor sizin de bahsettiğiniz gibi. Ancak iyi bir sanatçı, bütün tarzlardan anlar ancak 1-2  tanesinde diğerlerine nazaran daha başarılıdır. Bir ürün çeken fotoğrafçının düğün fotoğrafı çekmekte zorlanması  yada başarılı olamaması çok normal. Bu kesinlikle  fotoğrafçının ayıbı  değil. Tekniği bilirsiniz ancak uzmanlaşmak için onu  kendi alanınız kabul etmez ve benimsemediğiniz sürece de  çekemezsiniz.  Yerel Yaşam, benim  en sevdiğim  anlayış, fotoğrafta.
Çektiğim fotoğrafta duygu olsun ,bakışlar olsun  bir şeyi değil çok şeyi  anlatsın, destan olsun, kitap olsun, dolu dolu olsun; her köşesi ayrı bir derdi anlatsın  istiyorum. Söyleyemediklerimi benim yerime o söylesin. Soracağım soruları da o sorsun. Yine  cevabı da o versin istiyorum. O yüzden İnsanı , canlıyı  hayatı  çekmeyi seviyorum. 
2015 Erzincan'ı Yakala Fotoğraf Yarışması 1. LİK ÖDÜLÜ

Fotoğrafçılıkta ekipman ne kadar önemli, en muhteşem fotoğrafın çekilebilmesi için çok pahalı bir ekipmana mı ihtiyaç var?
Fotoğrafçı tarzına  göre ekipman alır. Örneğin çiçek  böcek zor görülen minik hayvanları çekmek  için Makro Lens gerekir.  Olmazsa olmazlardandır. Yada kuş  çeken bir fotoğrafçı için de Tele Objektif  şarttır. Işığın  az  olduğu yerlerde  yapılan çekimlerde  makinanın ışık hassasiyeti çok önemlidir. Bu sefer de ISO kabiliyeti  önemli  makinalar devreye girer. Ama  bu demek değildir ki, gelişmiş ekipman yoksa güzel fotoğraflar  çekemeyeceğiz. Sadece detay  içeren fotoğraf anlayışında, olması  gereken  minimum şartlar vardır. Bu sebeple  ekipmanın, hayal ettiğin  fotoğraf için  yeri büyüktür.
2014 Özel Medi-Tech Hastanesi' nin Düzenlediği Fotoğraf Yarışmasından Sergileme Ödülü

İYİ BİR FOTOĞRAF İÇİN GÖZÜ, KALBİ, BEYNİ YETİŞTİRMEK GEREK
Güzel anları yakalamak ve çarpıcı bir fotoğraf çekmek için iyi bir bakış açısı ve uzmanlık gerektiğini düşünüyorum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Size göre ‘iyi’ bir fotoğrafın olmazsa olmazı nedir?

Güzel bir fotoğrafı  çekmek  için makinayı  çok bilmenize gerek yok. Teknik olarak bilmeniz gereken şeyler elbette var,  ancak otomatik ayarda  çekilmiş çok harika  kareler biliyorum. Yani makina  ile  uzmanlık  gerektiren çok  üst  düzey bir durum yok. Olay  kadrajdan  baktığınız yerde  bitiyor.
2014 Antakya Uluslararası Fotoğraf Festivali Foto Maratonu Mansiyon Ödülü
Diğer bir husus “bakış açısı”.  Fotoğraf  sözü kullanmadan yada bir yazı yazmadan haykırış biçimidir             değil   mi? Söyleyemediklerimizi  söylemek , gördüklerimizin başkaların da görmesini sağlamak gibi. Bunun  için önce başkalarının haykırışlarını  dinlememiz gerekiyor. Ne anlatmak  istedi  burada  sanatçı ?
Giresun Espiye Yedi değirmenler Foto Maratonu 1. LİK ÖDÜLÜ
Gerçek bir şiir yazmak  isteyen   bir kişiye  verilen  nasihat tektir. Önce bütün şairlerin şiirini okuyacaksın , hazmedeceksin sonra   unutacaksın  ve hiç bir şekilde onlardan  etkilenmeden kendi şiirini yazacaksın denir.
Fotoğrafta  öyle. Buradaki amaç gözü beyni  kalbi yetiştirmek . Kişi makinayı  çok iyi hatmetmiş olabilir. Ama  o  şaheseri çekecek  cesareti  yok. Aslında onun o fotoğraf için hazır olmuş bir ruhu yok. Önce  şiirleri okuyup ve unutup kendi penceresinden bakacağı  o yolu  kat etmedi. Kısacası  iyi bir fotoğraf için önce  sürekli  fotoğraf izlemenizi öneriyorum.
YUNANİSTAN 2 Ödül 32 Sergileme

3rd Greek Photographic Circuit 2015



Ulusal Uluslararası birçok yarışmada fotoğraflarınız ödüle layık görüldü. Sizin fotoğraflarınızın teması neydi? Jürinin nelerden etkilendiğini düşünüyorsunuz?
Ulusal ve uluslararası yarışmalarda evrensel bir konu seçiliyor ve fotoğraflar bu kapsamda isteniyor. Fotoğrafta siz o duyguyu iyi ifade ediyorsanız o fotoğraf yarışmada iyiler arasına giriyor. İstenilen duyguyu en  iyi şekilde  yansıtan fotoğraflar dereceye giriyor.
2014 Bitlis-Hizan Fotosafari 2.lik Ödülü

Sosyal ağları kullanan herkes artık birer fotoğrafçı. Her anını cep telefonları ile çekip anında paylaşıyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bu güzel bir şey. Bence fotoğrafı biraz daha  ön plana çıkardı. İyi yada  kötü  olayı olarak  kesinlikle  ters bir şey yok . Sanat için yapılan  çalışmalar  zaten  ayrıdır. Faaliyet kendisini zaten  gösterir. Kaldı ki  ilk başlarda dediğim gibi önemli olan  beynin gözün ve kalbin yetişmesi. Fotoğraf çekmek  için kullandığın aracı  çok mühim değil.  Gördüğün ve anlatmak  istediğin daha  önemli. Artık  modern çağ  belli bir düzeyde  herkesi  yada kullanan herkesi  fotoğrafçı kabul etmek  zorunda. Herkes şarkı  söyler ancak  farklı olanlar sahneye  çıkar.
Giresun Ticaret Borsası '' Giresunda Fındık '' Konulu Fotoğraf Yarışması 2. lik Ödülü 
ÜNYE’DE HİKAYE FOTOĞRAFÇILIĞI DA YAPIYORUM
Son zamanlarda moda olan hikaye fotoğrafçılığı Ünye’de nasıl karşılanıyor? Düğün, doğum, özel günler için çok talep oluyor mu?
Evet kesinlikle. İnsanların buna  ihtiyacı olduğunu anladık. Herkes   karamsar yaklaşmaya alışmış. Ünye de inanılmaz  işlere  imza atıyoruz. Çok daha iyileri için  çalışmaya  devam ediyoruz.
Ünlü Fotoğrafçı Mehmet Turgut ile
On yıl sonra mesleğinizde nerede olmayı hayal ediyorsunuz?
Fotoğrafçılığımı   daha  fazla  ilerletmek istiyorum.  Ancak tek isteğim  bir filmde  görüntü  yönetmeni  olmak ki şu an  olsa yapacak   enerjim  ve cesaretim var. Sadece  kapıları  açacak  büyüklere ihtiyaç var .
SULTAN SAZLIĞI MİLLİ PARKI 8. FOTO SAFARİ FOTOĞRAF YARIŞMASI 1.LİK ÖDÜLÜ
Işığınız bol vizörünüz açık olsun.

Magnum Maserati Çekilişi

Bir Magnum geleneği haline gelen çekilişlere Magnum 2016 yazında da devam ediyor ! Geleneğini bozmayan Magnum bu sene ki çekilişlerinde 2 adet Maserati Ghibli veriyor !
Magnum Maserati çekilişine hangi şekilde katılabilirim ?


Magnum çubuğunuzun üzerindeki şifreyi  adınız, soyadınız, adresiniz ve  şifreyle beraber aralarında bir boşluk bırakarak tüm operatörlerden kısa mesaj ile 2992’ye gönderebilir ya da https://www.magnum.com.tr/maserati adresinde boşlukları doldurarak çekilişe katılabilirsiniz !
   Çekiliş hakkı kazanma detayları?

·         Magnum Classic, Badem, Beyaz, Antep Fıstık, Double Çikolata, Double Karadut & Böğürtlen, Double Fıstık Ezmesi, Tiramisu, Crème Brulee, Tarçın, Portakal ürünlerinin hepsinde şifreleri için 2 çekiliş hakkı
·         Magnum Mini Classic – Badem - Beyaz, Mini Classic - Antep Fıstık-Fındık, Mini Classic, Mini Badem, Mini Double Karadut & Böğürtlen – Çikolata - Karamel, Mini Double Fıstık Ezmesi –Karadut & Böğürtlen, Mini Kisses, Mini Kış Serisi ürünlerinin hepsinde şifreleri için 1 çekiliş hakkı
Maserati Ghibli bana çıkarsa aracı hemen satabilirmiyim?
Maserati Ghibli size çıkması halinde 15 gün içinde başvurunuzu yapıp işlemleri tamamladıktan sonra aracı hemen satma imkanınız bulunmaktadır. Aracın KDV ve ÖTV’ si Magnum tarafından ödenmektedir. Ancak kazanan kişi Veraset intikal verigisi ( %10 ) ödemesi gerekmekte olup yaklaşık olarak bu tutar 49.000 TL civarı bir rakama tekabül etmektedir. Şunu belirtmekte fayda var ki ; Bu yeni araba en yakınınızdan bile kalsa, arabayı tarafınıza almak için bu vergiyi ödemek zorundasınız.
Magnum çubuğunuza sakın zarar gelmesin !
Eğer çekilşe katılıp, çekilişi kazanırsanız ve çubuğunuzun başına bir şey gelirse aracı maalesef ve maalesef alamazsınız. Dondurma çubuğunuzu arabanın anahtarıymışçasına koruyun. Çubuktaki şifre silinmişse ya da çubuğunuz kırılmışsa da çekilişte aracı kazansanız dahi aracı alamazsınız. Bu çubuk sizi 495.000TL değerinde ki araca götürebilir! Magnum Maserati Çekilişi ile sizi süper sport bir Maserati Ghibli sahibi yapıyor !


Çekiliş hangi tarihte ve nerde gerçekleşesek ?


Çekiliş, 10 Eylül 2016 tarihinde saat 11.30’da U2 Tanıtım ve Promosyon Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. Gülbahar M. Cemal Sururi S. Halim Meriç İş Merk. No:15 D:39 Mecidiyeköy Şişli/İstanbul adresinde gerçekleşecektir. Kazananlar ise 17 Eylül Hürriyet gazetesi Cumartesi eki ile açıklanacaktır. Çekiliş herkesin katılımına açıktır. 10 Eylül 2016 tarihinde yukarıda belirtilen adrese gidip, çekilişe katılabilir, heyecanı doruklarında yaşayabilirsiniz ! Hem Magnum gibi güzel bir tadı alıp, hem de lüks bir otomobile kavuşmak mı istiyorsunuz ? Magnum Maserati Çekilişi ile bu çok kolay ! Daha çok Magnum alın ve şansınızı yükseltin !

1 Eylül 2016 Perşembe

“TENCERE TV” ANKARA’DA YAYINDA

Asu'nun Mutfağı'nda muhteşem bir lezzet yolculuğuna hazır mısınız?
Asuman Kerkez, aşçılığının yanı sıra yemek eğitmeni, menü danışmanı ve ayrıca Ankara’daki atölyesinde yemek fotoğrafı ve videosu çekiyor. Habertürk HT Ankara'da, anılarıyla süslediği ve kendi üslubuyla yemek tarifleri verdiği bir köşesi var. Beş yıldır ise http://www.tenceretv.com’da yemek fotoğraflarını kendisi çektiği yemeklerinin tariflerini paylaşıyor. 
GECE 12’DE ÇİĞ KÖFTE YOĞURMUŞLUĞUM VAR

Çocukluğunuzdan beri mutfakta olduğunuzu 4. Sınıfta öğretmeninize kek, kurabiye yapıp götürdüğünüzü ifade ettiniz. Bu mutfak aşkı nasıl doğdu sizde? Yemek kültürü gelişmiş Adıyamanlı bir ailede yetişmenizin etkisi oldu mu?

Ailemin etkisinin olduğunu düşünürüm her zaman. Yemeği karın doyurma veya öğün geçirme gibi değil, özenle ve çok değer vererek yapan bir anneannem vardı benim. Annem de mutfakta çok titizdir. Zaten damak tadı ve koku alma duyunuzun hassaslığı sizi mükemmeli bulmak için çalışmaya itiyor. İlkokuldayken annem ne zaman gezmeye gitse ben mutfağa girerdim. Un kurabiyesi, fırında makarna maceralarım vardır, ailede hala tebessümle hatırlanan :)) Neden yaptım bilmiyorum ama genetik bir miras olduğu kesin. Hiç gocunmadan gece saat 12’de mutfağa girip şekerpare yaptığım, çiğ köfte yoğurduğum çok olmuştur.
KÜLTÜRÜMÜZÜN EN ÖNEMLİ ÖĞELERİNDEN BİRİ “YEMEK”

Zengin mutfak mirasımızı araştırmaya ve yaşatmaya olan tutkunuzu biliyorum. “Bazen yeni mekânlar keşfetmeye, bazen anne tariflerinin peşinden koşmaya, bazen teknik ve teorik bilgiler paylaşmaya, kısacası benim tenceremde ne kaynıyorsa birer kepçe tattırmaya hazırım.” diyorsunuz. Bu lezzetli yol size hangi kapıları açtı ?

Bu soru üzerine hiç durmadan anlatabilirim saatlerce. Benim için o kadar önemli…
Büyüklerimizden miras kalan bir yüzüğü, broşu, bardağı yıllarca saklarken onlara ait özel tarifleri, yaşanmışlıkları çok rahat gözden çıkarabiliyoruz. Kültürün en önemli ögelerinden bir tanesi de ‘’yemek’’tir. Müzikteki yozlaşmayı düşünün. Alt kültürlerle beraber nasıl bir değişim geçirdiğini. Klasik Türk Müziğinin nağmeleri, besteleri, enstrümanları nasıl özelse ve ilk kaydedildiği şekilde korunuyorsa yemek kültürü de aynı şekilde korunmalı…

Tenceretv.com’da yaptığım çalışmalar, araştırmalar bana yemek kültürümüze farklı bir gözle bakmayı öğretti. Ürettikçe, araştırdıkça yelpazenin ne kadar geniş olduğunu öğrendim ve her yeni gün öğrenmeye devam ediyorum... 
KAYBOLAN DEĞERLERİMİZİ YAŞLILARIMIZDA BULDUK

Ankara’daki huzur evi ziyaretinizi ve oradaki yaşlılar ile yaptığınız atölye çalışmasını anlatır mısınız ?

Huzurevinde kalan yaşlılarımızı ziyarete gidip sohbet ettim. Eskiden anneniz, anneanneniz size ne pişirirdi? Mesela; bayram kahvaltısında ne yerdiniz? Ekmeği nasıl yapardınız? Tatlı olarak neler vardı? diye sorup notlar aldım. 1-2 ziyaret sonrasında tam bir planlama yaparak onları belediyede görev yaptığım mutfağımıza davet ettim. Öğrencilerimle beraber onların seveceği lezzetler hazırladık. O gün bayram günü gibi özenle hazırlanıp heyecanla gelmişlerdi :) Önce biraz dinlendirip ikramlarımızı yaptık. Sonra birer şef önlüğü ve şapkası verdik. Her yaşlımıza iki öğrencim asistanlık yaptı. Bugün bizim ustamız şefimiz sizsiniz. Biz çırağız dedik. Beraberce sohbet muhabbet yemekler yapıldı. Not edildi, tarifler yazıldı. Eğitim dönemi boyunca bir kaç defa ziyaretlerine gidip, bir kaç defa da mutfağımızda ağırladık.
Sonuçta çok güzel tarifler, anılar, fotoğraflar biriktirdik. Projemi çok küçük desteklerin haricinde kendi imkanlarımla finanse ettim. Amacım kaybolan değerlerimizi, yemeklerimizi hayata geçirmek, yaşlılarımızın hayata dahil olmaları, onlara ihtiyacımız olduğunu hissetmeleriydi. Onları mutlu görmek benim için tarifsiz bir duygu oldu. Çok yönlü sosyal faydası olduğunu düşündüğüm bu proje inşallah aynen devam edecek.
KEK YAPMANIN PÜF NOKTALARI

Sitenizde ve youtube kanalınızda yer alan kek yapmanın püf noktalarını anlattığınız yazınız 100 bin kez tıklanıp okunmuş. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Mutfakta en basit şeyleri yapmak en zordur. Mesela güzel bir pilav, yumuşacık bir et köftesi, ağızda dağılan ama tepside yayılmayan bir kurabiye ve tabii ki ‘’kek’’... İnternet sitemize gelen sorulardan yola çıkarak video hazırlamaya karar vermiştim...
Tıklanma sayısını gördüğümde çok şaşırdım ve mutlu oldum. Ön hazırlık yapmadan ezberlemeden kendi tecrübelerimi olduğu gibi anlatmıştım. Söz konusu yemek olunca anlatmayı çok seviyorum. Bu enerjim yansıdı belki seyircilere...
YÖRESEL MUTFAK ARAŞTIRMALARI ÖNEMLİ

Türkiye’deki yöresel tarifleri, gurme mekanları, ustalardan lezzet sırlarını anlattığınız bir köşe yazıyorsunuz. Sizi diğer yemek yazarlarından ayıran en önemli özellikleriniz nelerdir?

Günümüzde artık bilgi çok kolay ulaşılabilir halde. Yani bir tık yaparak İtalya’da Risotto nasıl yapılır, orijinali nasıl yazılır, ilk kim yapmış vb. bilgiyi almanız o kadar kolay ki… Akıllı telefonlardan  kısa  videoları izleyerek görmek mümkün ama kararını öğrenmek zor. El kararını, göz kararını. Tabakta nasıl durması gerektiğini. Yani benim için en değerli şey ustalık. Kokusundan yemeğin tuzunun az veya çok olduğunu anlayan, taa karşıdan hamur ne halde üşümüş mü fazla mı mayalanmış bilen usta, köfteye bakınca kızım çok mu su koydun ‘’hış’’ olmuş diyen anneannem değerli. Onlara saygım sonsuz. Her şeyi biliyormuş gibi davranan insanlardan doğallığım ve samimiyetimle ayrılabilirim belki. Bir de yöresel mutfakta neyin nasıl yapıldığına dair araştırmalarım ve birikimim olabilir.

TENCERE TV'DE
 TÜRKİYE’NİN EN SICAK YEMEK TARİFLERİ

Tencere Tv fikri nereden doğdu? Yaptığınız çekimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Tencere TV Türkiye'nin en sıcak yemek tarifleri" sloganıyla yemek yapmayı hiç bilmeyen bir insanın bile kolaylıkla uygulayabileceği tarifler sunmak  amacıyla kuruldu. Yemekler kadar diyaloglar da sıcak gerçekten :) Bizi sürekli takip eden, iki gün görmese, nerelerdesin diye soran dost takipçilerimiz var. Gelen mesajlar çok zaman yüzümüzde tatlı bir tebessüm oluyor.
Çekimlerimiz zaman içerisinde, emekle çok iyi bir noktaya geldi. Artık atölyedeki stüdyomuzda hem kendi sitemiz ve youtube kanalımız hem de müşterilerimiz için profesyonel çekimler yapıp teslim edebiliyoruz.
FESTİVALLER ŞEHİR VE KÜLTÜR TANITIMLARI İÇİN ÇOK ÖNEMLİ

Mayıs ayı içerisinde Samsun Ot Yemekleri Festivalinde “sosyal medya sponsoru” ve ot yemekleri yarışmasında da jüri üyesiydiniz. Şehirlerin kültürlerinin tanıtımında festivallerin nasıl bir önemi olduğunu düşünüyorsunuz?

Bu sene Urla, Alaçatı, Samsun’da düzenlenen festivallere katıldık. Sosyal medya sponsoru olduk. Canlı mutfak etkinlikleri yaptık. Çok keyifliydi gerçekten.
Festivaller şehir ve kültür tanıtımları için çok önemli. Bu tanıtımın önemini kavrayan yerel yönetimler, her geçen gün yeni festivaller düzenleyerek bu kervana katılıyor. Biraz daha destek gerekir diye düşünüyorum. Özetle, kişisel çabalarla yapılan organizasyonları bir noktaya taşıyabilirsiniz ancak. Şehrin ileri gelenlerinin ve halkın hep beraber ortak amaç için hareket etmeleri, verilen emekler sonucunda güzel şeyler ortaya çıkmasına vesile oluyor…
BAYRAM SABAHI NE YERSİNİZ?

Bayram kahvaltısı için annelerimizin anneannelerimizin yaptığı lezzetlerden bizlere neler önerirsin?

Sosyal medyada bayram sabahı ne yersiniz diye sordum takipçilerime :) Farklı farklı cevaplar geldi. Sütlü çorba, soğanlı ciğer kavurması, irmikli baklava, dolma, kete, su böreği…
Bence aile için ne özelse, hangi lezzetin paylaşım değeri yüksekse o hazırlanmalı. Bazı şeyler, olduğu gibi kalmalı. Ben bu bayram memleketimde bayram sabahları hazırlanan ‘’Kızartma Sulusu ve Pilavı1”nı “yaa sabah sabah yenir mi? Ayy çok ağır olur” demeden keyifle  hazırlayıp sofraya getireceğim…
GELENEKSEL TATLILAR, ÖZÜNE SADIK KALARAK HAZIRLANMALI

Çocukluktan hatırlıyorum da Bayramlarda baklavanın yanında yoğurt ikram edilirdi. Ağız tadını dengeleyici ve ferahlatıcı etkisinin yanı sıra, şekerin kana karışmasına olan pozitif etkisinden dolayı beslenme uzmanları tarafından da tavsiye edildiğini okudum sizin sitenizde. Eskilerin bir bildiği var demek ki diyorsunuz. Sizin sağlıklı tatlı arayışlarınızdan bizlere bahseder misiniz?

Eskiden her şey bu kadar kolay ulaşılabilir değilmiş. Düşünün ki büyüklerimiz, yılda kaç gün baklava veya şeker yemiştir. Şimdilerde çocuklarımızın dönüp bakmadığı kuru üzüm, kuru dut, ceviz, fındık en değerli ikramlarmış. Aslında tüketim sıklığıyla beraber sağlık problemleri artıyor.  Günlük hayatta bazen tatlı ihtiyacını gidermek için tarçın desteğiyle hazırlanan meyve tatlıları, az şekerli sütlü tatlılar yapıyorum ve zaman içinde şekeri azalttıkça vücudumun şeker ihtiyacının da azaldığını hissettim.
Amaa :) sağlıklı tatlı hazırlamak için baklavanın canına okumaya, kadayıfın hatırını kırmaya gerek yok.. Geleneksel tatlılar, özüne sadık kalarak güzelce hazırlanmalı ve yerken de ölçülü davranmalı.  
Adıyaman’da baklava, yanına mutlaka küçük bir kase yoğurtla beraber servis yapılır. Gerçekten de eskilerin bir bildiği var diyorum. Açıkta bekleyen suyun içilmesinin doğru olmadığını söylerdi büyüklerimiz. Sonraları ortamda bulunan negatif enerjiyi çektiğini, hastalık kaynağı bile olabileceğini okudum. Olayları akıl ve mantık süzgecinden geçirirken yüz yıllık, bin yıllık tecrübelere de kulak vermek lazım diye düşünüyorum.
OCAĞIMIZDA KAYNAYAN TENCEREYE DEĞER VERMELİYİZ

Röportaj için teşekkürler. Eklemek istediğiniz bir husus var mı? Size nasıl ulaşabilir okurlarımız.

Ben de size çok teşekkür ediyorum. Okuyucularımıza sevgiler gönderirken, evlerinde kaynayan tencereye değer vermelerini hatırlatmak isterim. Bir de her zaman yemek çekimlerinden sonra ve sofralarımda söylediğim dileklerimi iletmek istiyorum: Sofralarınızda, hazırladığınız güzel lezzetlerini ikram edecek sevdikleriniz olsun, herkese afiyet olsun :)  
İnstagram: Tencere.tv Facebook: Tencere.tv ve Asuman Kerkez
Youtube: Asu’nun Mutfağı’na beklerim...