19 Temmuz 2017 Çarşamba

ÜNYE'YE BAYRAM ZİYARETİ

 Memlekete gitmeden olmaz,
Her yıl mutlaka bir hafta da olsa o güzelim deniz havasını almak iyi geliyor,
Hem akraba, dost, arkadaş ile özlem gideriyorum,
Hem de babamın (Allah Rahmet Eylesin) kabrini ziyaret ediyorum,
 şirin Ünye'yi size fotoğraflarla göstermek istedim,
Çünkü ben orada fotoğraf çekmeye doyamıyorum,
Öyle muhteşem ki herşey,
Tablo gibi,
Mutlu oluyor insan,
 Karadeniz turu yapacaksanız muhakkak Ünye'ye bir gününüzü ayırmalısınız,
 Kültür yolu projesi'nde yer alan yerler görülmeye değer noktalar,
Şehrin içindeki duraklar verilmiş bu projede, 
Çakırtepe'de pide yemeden, Çamlığa gitmeden, fazla vaktiniz varsa Ünye Kalesine ve Asarkaya Kent Ormanına çıkmadan,
Şehmuz'u (Şeyh Yunus Emre Türbesi) ziyaret etmeden,
 Sahilde yürüyüp denizin içindeki evin önünde fotoğraf çekilmeden,
İskelede (biz Ünyeliler köprü deriz) yürümeden,
Cumhuriyet Meydanında Kavak Dibinde durup asırlık çınara bakmadan,
Cücür ile muhabbet etmeden dönmeyin,

Bu iskelenin girişindeki mısırcı amcaya da benden selam,
Belediye çok para alıyormuş tezgah için,
O nedenle mısırları 2 liraya satıyormuş haberiniz olsun :)
 Bu manzara görülmeden bu nefis pide yenilmeden dönülmez Ünye'den,

ÜNSAK (Ünye Sanat ev Kültür Derneği) ve Müze Ev ise aynı yol üzerinde bulunuyor, Her ikisini de ziyaret etmenizi öneririm,
Müze Evi  sizi tarihte seyahate çıkaracak,
Çarşamba sabahına denk gelirseniz köylü pazarına gidip,
Tereyağı, çökelik, mısır unu almalısınız,
Buradakilerin üzerine tanımam,
Mis kokulu ve taptazecik envai çeşit otları görünce şaşırırsınız,
Öyle çok ot kavrulup yemeği yapılır ki çeşitli isimleri vardır
Ordu Yemekleri Kitabında Aynur Ablanın verdiği nefis tarifleri denemelisiniz,
Ünye yazmakla fotoğraflamakla bitmez....
 Tabi yağmur yağmıyor ve deniz de çok dalgalı değilse denizine de girmenizi öneririm,
Aman fazla açılmayın bu Çılgın Karadeniz sağı solu belli olmaz!!!

6 Temmuz 2017 Perşembe

200 Adımda Çocuk Yetiştirme Rehberi

                             

Çocuk yetiştirmek insan inşa etmektir. Bu nedenle anne babalar yeryüzünün en büyük inşaat ustalarıdır. Bir çocuğun 0-6 yaş döneminde yaşadıkları onun gelecek yaşantısının temellerini oluşturur. Çocuğun okul öncesi dönemde yaşadığı her şey hayatının geri kalanını etkiler. Peki, temelleri sağlam çocuklar yetiştirmek için ne yapılmalı, nelere dikkat edilmeli? Hürriyet Gazetesi aile-çocuk yazarı Ömür Kurt sordu, alanında uzman 13 isim yanıtladı. Bu kitap, eşlerin çocuk yapmaya karar verme aşamasından, çocuk 6 yaşını bitirinceye kadar geçen süreci anlatan bir başucu rehberi olacak. 
-        Etkili anne baba olmanın yöntemleri nelerdir?
-        Normal doğum mu yoksa sezaryen mi olmalı?
-        Hamilelik sürecinde nasıl beslenilmeli?
-        Anne sütünü arttırmak için neler yapılmalı?
-        Çocuk, kardeşini kıskanıyorsa ne yapılmalı?
-        Çocuk memeden nasıl bıraktırılır?
-        Tuvalet eğitimi nasıl verilmeli?
-        Çocuğunuzun evcil hayvanı ölürse ona nasıl davranmalısınız?
-        Hangi oyuncaklar çocuk için yararlıdır?
Çocuğunuzun sağlığından psikolojisine, tuvalet eğitiminden beslenmesine kadar merak ettiğiniz her şeyi bu kitapta bulacaksınız…

Kitabımızda yer alan uzmanlar;
- Çocuk Gelişimi Uzmanı Prof. Dr. Haluk YAVUZER
- Psikolog Prof. Dr. Üstün DÖKMEN
- Uzman Doktor Ender SARAÇ
- Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof. Dr. Eyüp Sabri ERCAN
- Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof. Dr. Özgür ÖNER
- Psikolog Doç. Dr. Yıldız Dilek ERTÜRK
- Klinik Psikolog Yrd. Dr. Başak DEMİRİZ
- Çocuk Doktoru Dr. Şirin SEÇKİN
- Psikolog Serap DUYGULU
- Psk. Dan. ve Cinsel Eğitim Uzmanı Dolunay KADIOĞLU
- Uzman Diyetisyen Zeynep Köse ÇAPAY
- Uzman Psikolog Ramazan ŞİMŞEK
 - Bale Sanatçısı Tan SAĞTÜRK
Bir boomads advertorial içeriğidir.


22 Haziran 2017 Perşembe

ÇALIŞMA HAYATINDA "İYİKİ VAR" DEDİĞİN 10 İNSAN TİPİ

Mezun olur olmaz işe giren şanslı azınlıktaydım ben. Üniversiteden çıkıp şansım da yaver gitti ve iş ortamında buldum kendimi. Yıllar içinde kah ağladım, kah sinirlendim, kah güldüm. Çeşit çeşit amirlerle çalıştım. Bazısı babacan, bazısı iş bilmez, bazısı kendini beğenmiş, bazısı dost. Kişilik tiplerini neyi ne için yaptığını çok iyi anladığım bir seviyeye geldiğimde de bir rahatlık geldi üzerime.  
Bu aşamaya gelene kadar çok yol kat etmek gerekiyor. Hep kendini suçlamaktan veya başkasını suçlamaktan kurtuluyorsun. Sorun üreten değil çözüm bulan yöneticinin değerini biliyorsun. İşini bilen aynı zamanda da mütevazi olan amirin ne kadar  önemli olduğunu anlıyorsun. Çalışanına değer veren, yeri geldiğinde takdir eden, aşağılamayan, tatlı sert çizgiyi çizebilen bir patronla çalışmanın keyfine varıyorsun.
Gelelim çalışma hayatındaki olumlu insan tiplerine;

1. Yardımseverler; İşte ilk günün müdürün şu yazıyı cevapla dedi. Ne yapacağını nerden başlayacağını bilememenin şaşkınlığındasın. Hemen senin yardımına koşar, elinden geleni yapmaya seni rahatlatmaya çalışır. Hatta yazını cevaplamaya bile kalkar. 


2. Güvenilirler; Her derdini anlatabilirsin ona. Ser verir sır vermez. Böyle insanlar keşke daha fazla olsa aramızda. Bir söz vardır ya kanıksanmış "sırrını verme dostuna, dostunun da dostu vardır" iyi dost o sır ile mezara gide bence. 


3. Eğlenceliler; Modları, enerjileri hep yüksektir. O sıkıcı bunalımlı ortamlarda bile sizi gülümseten bir söz, bir hareket yaparlar. Onlar ofis ortamlarının oksijeni gibidirler. Herkesin böyle bir çalışma arkadaşı olsun, işe zevkle gidersin.


4. İnce Düşünceliler; Her zaman zariftirler. Doğum günlerini bile hatırlarlar. Doğumda, ölümde her zaman nasıl ne yapılması gerektiğini bilir hemen organize olurlar. 


5. Güler yüzlüler; "hayat onlara güzel "diye düşünen somurtkan gurup karşısında inatla hayata gülerek bakabilen azınlıktadırlar. Tatlı dil güler yüz bazısına yapmacık gelse de onların içten gelen bir alışkanlığıdır aslında güler yüzlü olmak.


6. İş bitiriciler; En zor işlerin altından kalkıp, darda kaldığınızda başvuracağınız yegane çözüm bulan tiplerdir. Çevrenizde bu tip insanlardan varsa şanslısınızdır.


7. Çözüm üretenler; Hep diyorum "sorun yaratmak değil çözüm üretmek lazım" Bazıları karşısına çıkan zorlu işlere kocaman bir problem gözüyle bakar. Bu tipler ise, ön yargılardan uzak söylenmek yerine çözüme odaklanır.


8. Geyikçiler; Her fırsatta sigara molası, çay molası, fıkra, muhabbet  onların işidir. Bazısı erkek muhabbetini kadınlarla da yapmaya, fıkralarını anlatmaya kalkar itici göründüklerinin farkında bile olmazlar. Kendilerini eğlenceli ve muhabbetli tipler olarak görürler.


9. Tatilciler, plan program yapanlar; Onlar her zaman yılda kaç gün bayram tatili var bilirler. Yurtiçi yurtdışı programları yapmakta üstlerine yoktur. Bir nevi ofisteki seyahat acentesidirler. 


10. Kötü gün dostları; Bilirsiniz ki her derdinizde onlar sizi dinler. Paylaşımlarınızı sabırla dinler sana akıl vermeye çalışır. Yada seni feraha çıkarmak için elinden geleni yapar.

21 Haziran 2017 Çarşamba

ÇALIŞMA HAYATINDAKİ 10 ARIZA İNSAN TİPİ

İnsan psikolojisi eğitimi almak isterdim. Gerçi çalışma hayatında 25 seneyi deviren biri olarak az çok insan psikolojisinden anlar oldum. Neyi neden ve niçin yaptığı insanların şıp diye anlaşılıyor aslında. Karakterleri çok farklı çalışanların bir arada olması gerçekten de zor ve uyum sağlanması güç bir durum çoğu zaman. Zamanla alışıyorsun senin dengeni bozmasına izin vermiyorsun bu tiplerin. Ama başlarda zor tabi. O nedenle yeni işe başlayacak gençlere belki biraz fikir verir yazdıklarım.
Çalışma hayatında gözlemlediğim olumsuz  insan tipleri;

1. Yaptıkları işten hiç memnun olmayan sürekli söylenenler.
2. Amirlerinin yüzüne canım cicim yapıp, arkasını döndüğünde suratını ekşitip dedikodusunu yapanlar.
3. Her fırsatta çevresine nasihat verenler.
4. Eleştiri ve dedikoduyu hayatlarının merkezine oturtup hiç bir şeyi beğenmeyenler. Bu tipler genelde her şeyden şikayet ederler ancak, sürekli şikayet ettikleri işte 20 yıl çalıştıkları görülmüştür :)
5. Çiseden nem kapanlar! Sen "Merhaba ne haber bu aralar neler yapıyorsun?" dersin o altında bir bit yeniği arar. İçinden şunları geçirebilir "bu da ne meraklı her gördüğünde benim ne yaptığımı soruyor"
6. Ara bozucular. Senin yanına oturur sohbet açar, sana birini çekiştirir, sen de bir iki laf edersen yandın demektir. Gider söylediklerini şu senin için böyle diyor diyerek aranızı açar.
7. Dolduruşa getirenler. Sürekli biri hakkında olumsuz bir sürü fikrini söyler, sen de o kişiye karşı o kişiyi tanımasan da ön yargı oluşur. Belki de tanıdığında senin fikrin bambaşka olacaktır o kişiye karşı.
8. Yalandan iltifat edenler. Kıyafetine, takına, kaşına, gözüne bolca iltifat edip sana hoş görünmeye çalışırlar. Sen gittiğinde söylediklerinin tam tersini söyleyerek seninle dalga geçerler.
9. Asabiyetli, ukalalar. Küçük dağları onlar yaratmıştır. Burnundan kıl aldırmazlar. Herşeyi onlar bilir, birşeyi beğenmezler, ahkam kesmeye bayılırlar. 
10. Kendine Müslümanlar. Ben onlara bu adı taktım. Ne akar ne kokarlar. Yaniii, kimseye bir faydaları dokunmaz zararları da olmaz. İnsani yanlarının pek olmadığını düşünüyorum ben bu tiplerin.

Korkmayın gençler, iyi özellikli insanlar da var tabi ki. 
Olumlu insan tiplerini sonraya saklıyorum :)
Onları bir sonraki yazımda paylaşacağım....

FARKINDA MISINIZ? "FARKINDAYSANIZ" HATIRLATIYOR

Şahane bir blog tanıtmak istiyorum sizlere; Wordpress'e geçtiğimde beni takibe alan ve bu sayede onları fark ettim.  Video ve yazılarını takip ettiğim bir sayfa oldu FARKINDAYSANIZ 

Aşağıda çok hoşuma giden bir yazısını paylaşmak istedim. 
Beni takip edenler bilir Mavianne ile yazılarıma blogcu.com'da ilk başladığımda sloganım şuydu :
 "Mavi Düşlere ve Pozitif Enerjiye Hoşgeldiniz" 
Tam da bu slogana uygun bir paylaşım olmuş Farkındaysanız ekibininki;

UFAK AYRINTILARLA MUTLULUK


Polyanacılık oynamaya çağırmak ya da “küçük mutluluklar” edebiyatı yapmak yerine, mutluluk zokasını yutmuş, ölçüp biçmeyi iyice benimsemiş modern insan için ufak bir önerimiz var:
Bir mutluluğun “küçük” ya da “büyük” olduğuna karar verip, onu elde etmeye çalışmak yerine; yaşadığınız duygunun yoğunluğuna odaklansanız nasıl olur!
Asıl olan bir şeyleri yüceltmek değildir.
Asıl olan…
Güzel havayı yaşamaktır.
Yağmur yağarken kendini yeni bir kitaba kaptırmaktır.
Kendini dostlarla muhabbetin akışına bırakmaktır.
Sabah uyandığınızda umursamazca ıslık çalmaktır.
Kim demiş, bunlar “küçük” şeylerdir diye!
Elinizdeki ölçüleri yavaşça yere bırakın şimdi!
-Farkındaysanız —
Meraklısına Alıntılar:
“Aristo’nun dediği gibi “Mutluluk kendine yetenlerindir.” çünkü mutluluğun ve hazzın tüm dış kaynakları, doğaları gereği son derece güvenilmez, nahoş ve geçicidirler ve rastlantıya bağlıdırlar.” -Arthur Schopenhauer
“İnsanlar akıl ve kalbi olgunlaştırmaktan bin kat daha fazla, kendileri için zenginlik biriktirmeye uğraşırlar. Oysa mutluluk için, şüphesiz ki insanın elindeki şeylerden daha ziyade, insanın içindeki şeyler önemlidir.” -Lev Tolstoy, Bilgelik Kitabı
“Ve lütfen mutlu olduğunuzda bunu fark edin; ve haykırın ya da mırıldanın ya da sadece düşünmekle yetinin, ‘Eğer bu muhteşem değilse, muhteşem olan nedir ki!” -Kurt Vonnegut
“Eğer daima an’a odaklanmayı başarırsan, mutlu bir adam olursun.” -Paulo Coelho

FARKINDAYSANIZ

Düşün–Eğlen–Yaşa
Kendimize sorular soruyoruz ve bulduklarımızı 3 dakikalık videolarda paylaşıyoruz. Bu sorulara dalmak heyecan verici, çünkü sizi bilginin ve hayal gücünün sınırlarına götürüyor ve orada ne bulacağınızı hiçbir zaman tahmin edemezsiniz.
Pazartesi — İletişim & Başarı
Salı — Yaşam Hakkında Düşünceler
Çarşamba — Akıl Oyunları
Perşembe — Düşünmeye Değer Bilgiler
Cuma — Kelimelerin Yolculuğu
Siz, hayatınızda neler olduğunun farkında mısınız?

15 Haziran 2017 Perşembe

PİZZA PRATİK VE LEZZETLİ NASIL YAPILIR?

4 ORTA BOY PİZZA İÇİN MALZEME;
2 su bardağı ılık su
İnstant maya
1 tatlı kaşığı,tuz,
1 tatlı kaşığı şeker,
Aldığı kadar Un
Tüm malzemeyi karıştırıyoruz,
Ele yapışmayacak yumuşaklıkta hamur oluyor
Üzerini sera ile kapatıp bekletiyoruz,
İyice mayalanıp kabarana kadar bekliyor
 Bir tarafta üst malzemesini hazırlıyoruz,
6-7 domatesi rondodan geçiriyoruz,tuz karabiber zeytinyağı ekliyoruz,
Mayalanmış hamuru elimizle biraz havasını alacak şekilde yoğuruyoruz,
Büyükçe bir tabak büyüklüğünde açıyoruz,
Açtığımız hamuru ısınmış tavaya koyup altı biraz pişene kadar ve hamur kabarana kadar 2-3 dk. tutuyoruz
Isınmış fırına sürmeden önce üst malzemesini koyuyoruz,
İster peynirli ister sucuk salamlı nasıl isterseniz malzemeyi,
Malzemeden önce sosu sürüyoruz hamurun üzerine daha sonra kaşar rendesini ve malzemeyi
Doğru 200 derecede ısınmış fırına
Afiyet olsun
PÜF NOKTASI:
Altını ocakta pişirdiğimiz için kıyır kıyır güzel bir hamur oluyor
Fırında fazla tutmuyoruz sadece peynir eriyip üstü pişene kadar fırında kalıyor
Sahur için yaptık biz,
Erkenden kalkıp akşamdan mayaladığım hamuru sahurda pizza yapıp pişirdim,
Az istiyorsanız yarı ölçüde yapabilirsiniz,
Sahurda kahvaltılık malzeme ve yumurta yiyoruz genelde ama arada börek, pizza, krep gibi hamur işlerini de ihmal etmiyorum,
Gerçi sonraki gün biraz susatsa da vazgeçilmezim hamur işleri !!!

9 Haziran 2017 Cuma

YENİ BLOĞUMA DA BEKLERİM EFENDİM





Yıllardır zevkle ve heyecanla yaptığım röportajları bir blogda toplama kararı aldım,
Wordpress'i denemek istedim,
Size haber vermezsem olmazdı,
Artık Röportajlarımı oradan takip edebilirsiniz dostlar....

FATMA ERDEM RÖPORTAJLARI



2007’de Ayşe Kulin’in “VEDA” romanı ile başlayan 10 yıldır aynı heyecan ve istek ile devam eden Röportaj serüvenim yer alacak bu blogda...

NEDEN RÖPORTAJ?

Gönülden Muhabirim,
Okuduğum kitap, yediğim yemek, tanıştığım kişi,
Bende merak uyandırıyorsa,
Üretiyor ve güzel faydalı şeyler çıkarıyorsa,
Yüreğini bana açmak istiyorsa,
Sorular sormak geliyor içimden,
Tüm bu sorular Röportaj oluyor,
Paylaşmayı Seviyorum,
Umarım siz de okumayı seversiniz....

6 Haziran 2017 Salı

ANKARA'DA MASAL GİBİ BİR GÜN

ÇOCUKÇA BAŞKENT 'İN DÜZENLEDİĞİ OKUMA ŞENLİĞİ
4 Haziran Pazar Günü KİDS CLUP' te gerçekleştirildi
Kids Club Parti ve Oyunevi'nde ilki yapılan etkinliğe aileleri ile birlikte katılan çocuklar, getirdikleri masal kitaplarını Çocukça Başkent'in kurucusu Eğitimci Eda Dilhan Aydın ile beraber kitap okudular ve kitap okumayı sevdirmeye yönelik etkinlikler yaptılar.
"Önemli olanın masal kitabını birebir okumak değil, çocuğun hayal dünyasında masalın belki de tekrar yazılması" gerektiği vurgusu yapıldı.

HİKAYE MASAL uygulamasının kurucusu Gülden Görgülü Güler'in yazdığı masallar ve masalların çizimleri etkinliğe renk kattı. "Geri Dönüşmek İstemeyen Ayı" masalını  Murat Attila ve "Sınıfın En Uzunu Zürafa" masalını ise Kezban Timuçin anlattı. Şenliğe katılım sağlayan çocuklardan Kayra ise Murat abisine asistanlık yaparak masalın çizimlerini arkadaşlarına gösterme görevini başarı ile gerçekleştirdi. 
Çocuklarla her daim iletişim içinde, çocukları da masala dahil eden masallarını anlatıyorlar Murat ve Kezban,

ANKARA'DA DÜZENLENEN MASAL ŞENLİĞİ ÇOCUKLAR VE AİLELER İÇİN BİR İLK OLDU

Kids Club Parti ve Oyun Evi,  oyun grupları ile, okul sonrası aktivite kulübü ve doğum günü parti evi olarak yola çıkmış ancak, Odeon Sanat Akademisi bünyesinde faaliyetlerine sosyal ve sanat yönleriyle daha da zenginleşmiş olarak devam ediyor. Çocuk tiyatrosu, animasyon ekibi, baby shower, diş buğdayı gibi özel gün kutlamaları, sonrası çocuk kulübü, yaratıcı drama atölyeleri gibi etkinliklere ev sahipliği yapıyor.
Çocukça Başkent ‘in hikayesine biraz değinmek istiyorum;
2012 yılında Eda Dilhan AYDIN’ın  yeğenleri için Ankara’da düzenlenen çocuk etkinlikleri ararken  sayfalar arasında kaybolduğunu fark etmesi ile başlıyor.
Twitter hesabı ve blog ile başlayan yolculuğu 24 Aralık 2014  tarihinde profesyonel anlamda yayına başlayarak devam etmiş.
Ankara çocuklarına sadece etkinlik paylaşarak değil her alanda  ışık  olmayı hedefliyor, Çocukça Başkent  ;her geçen gün siz Ankaralı anne -babalar ve Ankaralı çocuklar desteği ile büyümeye ve gelişmeye devam ediyor.
Ankara'da çocuklar için hangi etkinlikler var?
Eğitim ile ilgili araştırma yapmak mı istiyorsunuz?
Çocuklar için atölyeler,
Çocukla gezi rehberi,
Yaz Okulları,
Eğitim ve seminerler 
Çocuklar için her bilgiye ulaşabileceğiniz bir rehber
Sayfasını ziyaret etmenizi şiddetle öneririm http://cocukcabaskent.com/
Anlatırken tut elimi, uykuya dalıp gitsem bile bırakıp gitme sakın beni

2 Haziran 2017 Cuma

İFTARDA NE PİŞİRSEM?

Ramazan gelince akşam yemeklerine yani iftar sofralarına  daha da özen gösteriyorum. Zevk alıyorum değişik yemek tarifleri uygulamaktan. Eskiden yemek dergileri alıp bakardım Ramazanda. Şimdi internetten bulduğum tarifleri deniyorum.  Kibrit Kebabı yaptım dün akşam çok beğenildi o nedenle sizinle de paylaşmak istedim.

KİBRİT KEBABI

4 kişilik yaptım ben,
4 patatesi incecik kibrit gibi doğruyoruz, suda bekletiyoruz. Bir diğer tarafta 1 orta boy soğanı incecik doğrayıp zeytinyağında öldürüyoruz. 1 kırmızı 1 yeşil biberi ince ince doğruyor soğana katıyoruz. 250 gr kadar kıyma ekliyoruz 2-3 domates incecik doğrayıp ekliyoruz. İyice pişiyorlar birlikte. İstediğiniz baharatları ekliyorsunuz ve salçayı. Diğer tarafta patatesleri süzüp kurulayıp kızartıyorsunuz. Sarımsaklı yoğurt hazırlıyorsunuz diğer bir tarafta. Kızarmış patateslerin üzerine sarımsaklı yoğurt ekliyoruz üzerine kavrulmuş kıymayı koyup servis yapıyoruz. Afiyet şeker olsun...



İftarda ana yemek hazır olunca gerisi kolay değil mi?
Bir çorba ve Kibrit kebabı yeterli oluyor. Pilav veya makarna yenmiyor zaten. Bizde tatlı da pek olmaz, isterlerse dondurma kos helva veya sufle dondurma ikilisi bizim favorimiz.
Bir de sahur için tarif vereyim...

KIYMALI TAVA BÖREĞİ

2 yufka , kıyma soğan, 1 çay bardağı süt yarım çay bardağı sıvı yağ, bir kaşık tereyağ,
 Tereyağını tavada eritiyoruz, 1 yufkayı tavaya yayıyoruz, diğer yufkayı parçalayarak onun üzerine koyuyoruz, süt yağ karışımını yufkaların üzerine döküyoruz, kıyma soğanı da koyup yufkayı içe doğru kapatıyoruz. Altlı üstlü pişiriyoruz. Afiyet olsun...






HAYIRLI RAMAZANLAR